NEDEN FİNANS OKURYAZARLIĞI

21 Mayıs 2021

Yazar : RayzApp

Birçoğumuz finans kavramını defalarca kez duymuşuzdur. Fakat ne kadar aşinayız bu kavrama? Kimi kesim finansla alakası olmadığı için bu kavramla da alakası olmadığını düşünmekte, finansla sadece; bankacıların, ekonomistlerin, muhasebecilerin yani kısacası işi parayla olanların alakası olduğu kanaatinde.

Halbuki hepimiz uzaktan veya yakından bu kavramla iç içeyiz. Duruma en basitinden örnek verecek olursak hepimiz hayatımızın farklı alanlarında sürekli bir alış-veriş içinde değil miyiz? Alışveriş deyince de aklımıza ilk gelen değişim araçlarının en başında gelen para değil mi? Pek tabii öyle. Kabul etmeliyiz ki hayat parayla dönüyor.

undefined

İnsanlar hayatını idame ettirebilmek için en azından temel ihtiyaçlarını karşılamak durumundalar. Yemek, barınma, sağlık, eğitim, ulaşım gibi. Biliyoruz ki bunlara bile sahip olmak, bu hizmetlerden faydalanmak bile parayla. Belki bilinçli belki bilinçsiz hepimiz tüm bunlar için bütçe planlaması yapıyoruz ve bütçemiz ne kadarsa ona göre sıralayıp ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışıyoruz. Bu da demek oluyor ki finans hepimizin hayatında yer alıyor. Fakat ne kadar doğru bir bütçe planlaması yapıyoruz, finans kaynaklarımızı ne kadar doğru yönetiyoruz, bu hususta ne kadar bilinçliyiz? İşte burada finansal okuryazarlık giriyor devreye.

Peki nedir bu finansal okuryazarlık?

Temelde bütçe yönetimi anlamına gelse de aslında çok daha fazlasını ifade eden, hayatımıza çok da önceden girmemiş, yeni sayılan bir kavram. Genel olarak birey veya ailelerin bütçe, yatırım ve birikimleri etkin bir şekilde yönetebilmesini ifade eder. Günümüz sosyoekonomik şartlarında finansın büyük bir yeri var ve hayatımızı kaliteli ve yaşanılabilir bir şekilde geçirmenin yollarından biri de finansal okuryazarlıktan geçiyor. Ülkemizdeki insanların çok azı finans okuryazarı. OECD’ nin araştırmalarına göre özellikle gençlerimizde bu beceri oranı çok düşük. Çoğumuz birikim yapmak için ya elimize toplu bir para geçmesini bekliyoruz ya erteliyoruz ya da “üç beş kuruşla birikim mi yapılır” düşüncesindeyiz.

Para piyasasında dengeler her an değişebiliyor ve bir günü bir gününü tutmayabiliyor. Sadece ülkemizde yaşanılan olaylar değil aynı zamanda dünyadaki olaylar bile kimi zaman ekonomimizi etkileyebiliyor. Biz tüm bu oluşabilecek krizlere ne kadar hazırlıklıyız parasal açıdan? Ne kadar süre ya da ne kadar etkin yönetebiliriz oluşabilecek krizleri hiç düşündünüz mü?

Eğer Düşünmediyseniz Tam Sırası!

Öncelikle birikim ve tasarrufun önemini bilmemiz gerekiyor. Sonrasında ise bütçe planlaması geliyor. Hangi harcamalarımız fuzuli, istek mi ihtiyaç mı bunları ayırt etmemiz gerekiyor.

“Yastık altı” kavramını hayatımızdan çıkarmamız, kayıt dışı birikimden kurtulmamız gerekiyor. Bunun için maddi varlıklarımızı değerlenebileceği şekilde yatırıma yatırabiliriz, vadeli hesapta biriktirebiliriz, varsa altın-döviz hesaplarında birikim yapabiliriz. BES’ (Bireysel Emeklilik Sistemi) e yatırabiliriz. Bono, tahvil, hisse senedi, repo, gayrimenkul gibi birçok yatırım aracından da faydalanabiliriz. Böylelikle paramızın dönmesiyle ekonomiye de katkı sağlamış oluruz. Dünya üzerindeki ayak izimizi azaltmak bile bütçemize katkı sağlar. Gereksiz yanan ışıkları söndürürsek, suyu gereğinden fazla kullanmazsak, tüketimden çok üretime önem verir ve ihtiyacımız kadar tüketirsek hem kendimize hem ailemize, böylelikle ekonomimize de katkı sağlamış oluruz.

undefined

En Büyük Tasarruf İsraf Etmemektir…

Formül: Gelirinizin yüzde 60’ ını ihtiyaçlar, yüzde 30’unu istekler, yüzde 10’unu birikim için ayırın.

İdeal oran: İş hayatına atılmış, ailesiyle birlikte yaşayan gençler aylık gelirinin dörtte birini biriktirsin. Zaten eline yeni para geçmiş, bu alışkanlığı hemencecik kazansın.

“Parasını iyi yöneten hayatını iyi yönetir.” — FoDer

Tuğba Buru

Kaynak:

https://medium.com/yetkingencler/neden-hepimiz-finans-okuryazar%C4%B1-olmal%C4%B1y%C4%B1z-c04f4dd0a22